DOSAB BUHAR VE ELEKTRİK ÜRETİM TESİSİ BURSA KENT KONSEYİ TOPLANTISINDA KONUŞULDU

Güncelleme: 12 Eylül 2014, Görüntülenme:1540

DOSAB’IN BUHAR VE ELEKTRİK ÜRETİM TESİSİ PROJESİ BURSA KENT GÜNDEMİNDE TARTIŞILDI

DOSAB BAŞKANI FERUDUN KAHRAMAN, ‘TÜM ÇEVRE ÖNLEMLERİ EN SON TEKNOLOJİ YATIRIMLARIYLA ALINMIŞ, ÖRNEK BİR PROJE ORTAYA KOYDUK’DEDİ

KAHRAMAN AYRICA, TMMOB BURSA İKK RAPORUNU, HALKI KANDIRMAYA DÖNÜK, BİLİMSEL VE TEKNİK VERİLERDEN UZAK OLDUĞU GEREKÇESİYLE SERT BİR DİLLE ELEŞTİRDİ

Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’nin (DOSAB), Buhar ve Elektrik Üretim Tesisi Projesi Bursa Kent Konseyi’nin Bursa Konuşuyor Toplantısında konuşuldu. Bursa Kent Konseyi tarafından organize edilen, Başkan Semih Pala’nın moderatörlüğünde 12 Eylül 2014 Cuma günü saat 14:30’da başlayan ve 16:30’da biten 4 saatlik toplantıya, 300 kişi dolayında katılım oldu.

300 KİŞİLİK KATILIM, 20’YE YAKIN KONUŞMACI

Toplantıda, sırasıyla DOSAB Başkanı Ferudun Kahraman, Bölge Müdürü Serhat Şengül, Çevre Mühendisleri Odası Bursa İl Temsilcisi Efsun Dindar, BTSO Enerji Konseyi Başkanı Erol Dağlıoğlu, Enverder Başkanı Mustafa Uysal, Bursa Tabip Odası Çevre Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala, EMO Başkanı ve TMMOB Bursa İKK Genel Sekreteri Remzi Çınar, Şehir Plancıları Odası Bursa Şube Başkanı Hakan Karademir, Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Ertuğrul Aksoy, Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi (DOSAB Proje Danışmanı) Prof.Dr. Gülen Güllü, Doğader Bursa Şubesi Genel Sekreteri ve Yürütme Kurulu Üyesi Caner Gökbayrak, Panayır Mahallesi Muhtarı Dursun Kara, OSBÜK Yönetim Kurulu Üyesi Selim Yedikardeş ve vatandaşlar konuşma yaptı, proje ile ilgili görüş, öneri ve eleştirilerini gündeme getirdi. Son olarak DOSAB Bölge Müdürü Serhat Şengül, teknik anlamdaki sorulara yanıtlar verdi.

DOSAB Yönetim Kurulu Başkanı Ferudun Kahraman, TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu’nun Çarşamba günü açıkladığı proje ile ilgili raporunu da sert bir dille eleştirdi. Kahraman, “Bilimsel olmaktan uzak, halkı kandırmaya yönelik ifadeler ve fotoğraflar içeren, DOSAB Projesi’nin değil, eski kötü örneklerin etkilerinin anlatıldığı bir raporla karşılaştık” dedi.

YENİ NESİL BİR PROJE

Kahraman, önceliği tamamen buhar üretimi olan, verimlilik adına bir miktar elektrik de üretilecek DOSAB Buhar ve Elektrik Üretim Tesisi hakkında şunları söyledi: “Projemizle ilgili bugüne kadar, 40’a yakın bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdik. Hala bizi halkın katılım toplantısını Çevre Bakanlığı niye koymadı, diye eleştiriyorlar. Kent Konseyi gündemine getirdik, daha ne yapalım. Biz, verimli ve çevresel etkileri anlamında eski santral örnekleri gibi olumsuzluk yaratmayacak yeni nesil bir proje ortaya koyduk. Bunu insanlara anlatmak, kamuoyuna projemizle ilgili verilen bazı yanlış bilgileri düzeltmek bizim elbette görevimizdir. Bu projemiz, yerli kaynak kullanan, genel ekonomik faydaları yanında çevre ve insan sağlığını koruma açısından, hiç bir yatırımdan kaçınılmayan, teknoloji seçimi, uygulaması ve denetimi anlamında ülkemizde ilk ve olumlu örnek olacaktır.

GENEL EKONOMİK FAYDALARI

DOSAB’ın bu projesi ile; enerji üretiminde ülkemizin yerli kaynaklarının değerlendirilmesi ile dışa bağımlılığımız azalacak. Yurt dışına, yılda 100 milyon dolar, 10 yıllık bir projeksiyonda 1 milyar dolar daha az doğalgaz faturası ödenecek. Ülke içinde yaratılacak katma değer ile dış ticaret açığı ve cari açığın düşürülmesine katkı konulacak. DOSAB’daki 440 firma, rekabetçi fiyatlarla enerji temini sayesinde daha çok istihdam yaratacak, ihracat yapacak ve vergi ödeyecek. Bu proje şirket dahi kurulmadan, yani hiç bir şahıs ve tüzel kişiliğin ortaklığı olmadan, kar amacı gütmeyen DOSAB’ın yüzde yüz yatırım, işletme ve kontrolünde olacak, bölgedeki tüm katılımcılara ortak fayda sağlayacak.

SON TEKNOLOJİ ÇEVRE ÖNLEMLERİ

Bu ekonomik faydalarının yanı sıra; kömür tesislerinde, çevre ve insan sağlığına olumsuz etkiler yaratan tüm noktalarda hiç bir yatırımdan kaçınılmamış, en son teknoloji seçilmiştir. Böylece olumsuz etkiler engellenmiştir. Bu önlem ve yatırımları özetlemek gerekirse; Kömür ve kireç taşı; nakliyesinden, depolanması ve kazanlara taşınmasına kadar tamamen kapalı ortamda olacak. Hiçbir şekilde görülmeyecek, havayla temas etmeyecek, etrafa toz salınımı olmayacak. Kömürün yanması sonucu ortaya çıkan baca emisyonları yüksek teknolojiye sahip sistemle kontrol altına alınıp, çevreye ve insan sağlığına zararları engellenecek. Baca emisyonları, Çevre Bakanlığı’nca 7 gün 24 saat online olarak izlenecek.

DOSAB ÇİFT DENETİME HAZIR

Bu denetimin yanı sıra, kamuoyunda gördüğümüz endişeler neticesinde, ikinci bir denetim mekanizmasını devreye almak için öneride bulunduk. Burada bir kez daha tekrarlamak istiyorum. Bursa’da kurulacak bir komisyon aracılığıyla; komisyonun seçeceği uluslar arası bir bağımsız denetim kuruluşu denetim yapsın. Bunun maliyetini DOSAB karşılasın ve denetim sonuçları açıklansın. Eğer bu tesis, taahhüt edilen şekilde çalışmadığı takdirde, çevre ve insan sağlığına zarar verdiği noktada derhal kapatılsın. Bunun garantisini ve taahhüdünü DOSAB, kurumsal olarak vermektedir. Bu tesiste yer altı veya baraj suyu kullanılmayacaktır. Santralin ihtiyacı olan su; DOSAB Atık Su Arıtma Tesisi’nde arıtılıp dereye dökülen sulardan, ileri arıtma sistemi ile temiz su olarak geri kazanılacaktır. Bu sistem, dünya ve Türkiye’de bir ilktir. Uçucu baca külleri yüzde 99,95 oranında yeni nesil torba filtrelerle tutulup, kapalı siloda depolanıp, kapalı silobaslarla taşınacak. Küllerin havayla teması ve etrafa yayılması mümkün olmayacaktır.

100 BACA KONTROLLÜ TEK BACAYA İNECEK, DAHA TEMİZ HAVA OLACAK

DOSAB’da, bizim tesisimizin üreteceği kadar buhar hali hazırda 100 civarında fabrika tarafından buhar kazanlarında üretilmektedir. Doğalgaz ve kömür kullanan buhar kazanı bacalarının tamamı, DOSAB’ın tek merkezli yatırımı sayesinde kapatılacaktır. Böylece, 100 tesisin mevcut emisyonuna göre daha az bir emisyon söz konusu olacaktır. Yani daha temiz bir hava kalitesi yaratılacaktır. Bu konudaki bilimsel çalışma raporunu, Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim üyelerinden Profesör Doktor Gülen Güllü ortaya koymuştur.

TİTİZ BİR ÇALIŞMANIN ÜRÜNÜ

DOSAB, bu projeye 4 yıldan bu yana onlarca mühendis ve uzmanla titizlik içinde çalıştı. Yurt içi ve yurt dışında onlarca santral incelendi. Bunların sonucunda santrallerin en güçlü yönleri belirlenip alındı. Neticede çevresel etkileri, verimlilik ve teknoloji anlamında, en son nesil bir buhar ve elektrik santrali projesi ortaya konuldu. Ülkemizin ve sanayimizin gelişimi için, yerli kaynakları değerlendiren, daha fazla katma değer yaratan, Ancak bunları sağlarken, çevre ve insan sağlığı etkilerini göz ardı etmeyen, yatırımlara ihtiyacımız var. DOSAB, işte böyle bir proje üretmiştir. Ülke olarak maalesef geçmişte, sanayi ve çevre karnemiz çok iyi değildi. Sadece ülkemizde değil, tüm gelişmekte olan ülkelerde aynı acı süreçler yaşandı. Bugünün gelişmiş ülkeleri de bu yollardan geçti. Ancak günümüzde Türkiye, çevre ile dost, çevresel etkileri en aza indirilmiş sanayileşme dönemindedir. Çok şükür ki, DOSAB, bu dönemi yakalayan, çevre anlamında yatırımları ve hassasiyeti ile son yıllarda örnek gösterilen öncü bir organize sanayi bölgesi konumundadır.

ODALARIN RAPORU KAMUOYUNU KANDIRMAYA DÖNÜK

Ancak kamuoyu, bazı yanlış bilgi ve değerlendirmelerle, bilinçli veya farkında olmadan yanlış yönlendiriliyor. Genel olarak eski, yani ilk nesil kömür santrallerinin olumsuz etkileri, bizim beşinci nesil projemizde varmış gibi bilim insanları açıklamalar yapıyor. Bazı medya organları da bu açıklamaları sorgulamadan yayınlıyor. Üstelik, bunu kendi sanayi faaliyetlerine, çevre duyarlılıklarına hiç bakmadan yapıyor… Bu hafta önce Bursa Tabip Odası, ardından akademik odalar koordinasyon kurulu birer rapor açıkladılar. Bizler, bilgiye dayalı eleştiri ve raporları dikkatle inceliyoruz. Faydalanacağımız yönler arıyoruz. Üzülerek söylemeliyim ki, faydalanacağımız bilgileri şu ana kadar bulamadık. Dolayısıyla, bizim projemizi incelemeden, genel geçer bilgilerle, bilim insanlarının, açıklamalar yapmasını hayretle karşılıyoruz.

Doğrudur, kömür santralleri önlem alınmadığı takdirde çevre ve insan sağlığı anlamında birçok olumsuzluklar içerir. Ama bu santraller, ilk nesil, eski teknolojili, çevre önlemleri alınmamış veya işletilmeyen yatırımlardır. Bugün gelişmiş ülkeler başta olmak üzere, dünya elektrik enerjisinin yüzde 41’ini kömürden sağlıyor ve pay giderek artıyor. Gelişmiş ülkelerde birçok olumlu örnek var. Bilim insanlarımız bu örnekleri ve bizim projelerimizi bilimsel kriterlerle incelediler mi? Yoksa, kitaplardaki, internetteki 30-40 yıl öncesinin bilgileri ışığında mı konuşup, raporlar hazırlıyorlar?

TMMOB RAPORU KENDİ İÇİNDE ÇELİŞKİLİ

Az önce de belirttiğim gibi biz 4 yıldır, inceleme yapıyoruz. Almanlar, Amerikalılar, İngilizler bu işi nasıl yapmış, nasıl teknolojiler kullanmış, çevre etkilerini nasıl minimum düzeye indirmişler, neden biz de en iyisini yapmayalım diye emek ve çaba sarf ediyoruz…Teknik ekibimiz daha dün, projemize farklı neler katılabilir diye, on günlük bir Avrupa incelemesinden döndü. Masa başından yazmak, emek ve çaba sarf etmeden, araştırmadan konuşmak elbette kolay… Ama biz bunu yapmıyoruz. Odalarımızın raporunu teknik arkadaşlarımız titizlikle inceledi. Vardığımız sonuçlar özetle şöyle; Deniliyor ki, ülkemizin ihtiyacı olan enerjinin, yerli maden kaynaklarımızdan karşılanması kaçınılmaz bir gerekliliktir kendi kaynaklarını yok sayan, kaynaklarını kullanmayan bir ülkenin kalkınması mümkün değildir. Temiz kömür teknolojilerinin kullanımı teşvik edilmelidir. DOSAB olarak biz zaten bunu yapıyoruz. Bu tespiti yaptıktan sonra, neye bakmanız gerek; teknoloji seçimi, verimlilik ve çevresel etkileri konusunda ne yapılmış? Biz dünyanın en son teknolojisini kullanmışız, yatırım, işletme ve denetim konusunda projemiz tüm şeffaflığıyla ortada… Taahhütlerimiz, sadece buradaki sözlerimiz değil, ÇED dosyasında yazıyor.

Öyleyse bu madenlerimizi, başka hangi teknolojilerle kullanacağız. Mühendislerimiz bize bunu söylesinler, biz de yapalım. Biz raporlarda bunları bekliyoruz. Ama bunu söyleyen yok… Hem madenlerimizi kullanalım diyeceksiniz, hem de kullanan yatırımlar için bu tür raporlar açıklayacaksınız. Bunu anlamakta gerçekten zorluk çekiyoruz.

BÖYLE BİLİMSEL RAPOR OLMAZ

Bilimsel raporlar, ‘eğer’lerle, ya yapılmazsa, ya edilmezse gibi kelime oyunlarıyla hazırlanmaz. Mühendislerin, inceleme raporu, projeye, sayılara, verilere dayanır. Edebiyat içermez, yanıltıcı olmaz. Biz bilimsel olarak projede, AB standartlarının da altında emisyon sağlayacağımızı taahhüt ediyoruz. Raporda söylenen ise; uygulamada çok yıllık üretim planında, işletme maliyetleri, olası arızalar gibi olumsuzluklar nedeniyle söz konusu limitlerde kalınamayacağı açıktır. Neye göre açıktır, cevabı yok? Maalesef bunun gibi bir çok yanıltıcı bilgiler içeren, kendi içinde çelişen bir metinle karşılaştık.

MÜHENDİSLER, ODALAR BİZE TEKNOLOJİ ÖNERSİNLER YAMAYA HAZIRIZ

Üstelik bizim, teknik arkadaşlarımız, akademik oda temsilcileriyle, birçok kez bir araya geldiler, karşılıklı projeyi görüştüler. Ancak raporda kömür santrallerinin hiç önlem alınmadığında verdiği zararlar, DOSAB projesinde varmış gibi alt alta uzunca yazılmış. Bizim itirazımız buna… Bu kamuoyunu kelime oyunlarıyla yanıltmaktır. Bir projenin bilimsel, teknik raporu böyle olmaz. Bu konuda son olarak şunu belirtmek isterim; Odalarımızdan, mühendislerimizden teknoloji anlamında, çevre önlemleri anlamında gelecek önerilere her zaman açığız. Bize bilimsel olarak önerilerini getirsinler, uygulamaya hazırız. Biz çevre ve insan sağlığını koruma anlamında hiçbir maliyetten kaçınmadık, kaçınmayacağız da… Bu sistemlerimizi yüzde yüz yedekli kuruyoruz. Bursa merkezde bazı kömür santrallerinde yapıldığı gibi çevre katliamı yapmayacağız. Her türlü denetim garantisini ve taahhüdünü gerek burada gerekse resmi dosyamızda veriyoruz. Çünkü biz doğru ve çevreci bir proje yapıyoruz.”