DOSAB, BUHAR VE ELEKTRİK ÜRETİM SANTRALİ BASIN TOPLANTISI YAPILDI

Güncelleme: 6 Ağustos 2014, Görüntülenme:3364

Demirtaş Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü, Buhar ve Elektrik Üretim Santrali Projesiyle ilgili basın ve kamuoyu bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdi. 6 Ağustos Çarşamba günü DOSAB Konferans Salonu’nda yapılan toplantıya, 65 basın mensubunun yanı sıra DOSAB ve DOSABSİAD Yönetim Kurulu üyeleri de katıldı.

Saat 10:15’te başlayan ve 12:30’da sona eren, iki saat 15 dakika süren toplantıda, proje tanıtım filmi gösteriminin ardından DOSAB Yönetim Kurulu Başkanı Ferudun Kahraman, projenin gerekçelerini ve çevre konusunda alınan önlemler üzerinde durduğu bir konuşma yaptı. DOSAB Bölge Müdürü Serhat Şengül de proje ile ilgili teknik içerikli bir sunum gerçekleştirdi. Soru-cevap bölümünde de basın mensuplarının tüm soruları yönetim ve bölge müdürü tarafından yanıtlandı.

Tanıtım Filmi ve Sunuma buradan ulaşabilirsiniz

DOSAB BAŞKANI FERUDUN KAHRAMAN’IN KONUŞMASI

DOSAB Yönetim Kurulu Başkanı Ferudun Kahraman’ın yaptığı konuşma şöyle:

“Üzerinde 4 yıldır titizlikle çalıştığımız, DOSAB Buhar ve Elektrik Üretim Santrali Projemizle ilgili, az önce izlediğimiz gösterimde temel bilgiler yer aldı. Az sonra da Bölge Müdürümüz sizlerle teknik detayları paylaşacak. Ardından sorularınızı cevaplandıracağız. Neden böyle bir proje ortaya koyduk ve DOSAB’da kurmaya karar verdik, niçin kömür kullanıyoruz?… Çevre ve insan sağlığı konusunda ne tür önlemler alıp, yatırımlar yapacağız? Ben konuşmamda, DOSAB’ın bu önemli projesiyle ilgili bu sorular çerçevesinde bazı temel esaslar üzerinde durmak istiyorum.

ENERJİDE YERLİ KAYNAKLARIMIZIN KULLANIMI ŞARTTIR

Bildiğiniz gibi üretim yapmak için enerji gerekir. Ülkemiz, birincil enerji ihtiyacının çoğunu ithal etmektedir. Petrol ve doğalgaza ödediğimiz bedel, dış ticaret açığımızın ve cari açığımızın en temel sebebidir. Türkiye, sanayinin ana girdilerinden olan elektrik üretiminde de dışarıdan aldığı doğalgaza bağımlıdır. Geçen yıl elektrik üretimimizin yüzde 45’ini doğalgaz kaynaklı olarak elde ettik. Takdir edersiniz ki, bu yapı sağlıklı bir yapı değildir. Bunun hepimiz farkındayız ve elektrik üretiminde, su ve kömür gibi yerli potansiyellerimizin kullanımı ülke politikası haline gelmiştir. Bu politika sayesinde dışa bağımlılığımız azalacak, sanayimizin rekabeti ve hepimizin refahı için daha uygun fiyatlı enerji temini sağlanmış olacaktır.

Dengeli bir kalkınma, ülkelerin öz kaynaklarının, yüksek katma değer yaratan yatırımlara yönlendirilmeleri ve üretime yönelik doğru değerlendirilmelerine bağlıdır. Gelişmiş ülkeler yer altı zenginliklerini ekonomilerine kazandırmak için gerekli adımları atarken, Türkiye ise geçmişte adeta bunun tersini yapmış, yer altı zenginliklerimiz dışlanmış, hatta yok varsayılmıştır. Elbette, ülke içindeki kaynakların, elektrik enerjisine yetmemesi durumunda dış kaynaklara yönelim bir zorunluluktur. Ancak bundan önce doğal kaynaklarımızın üretime alınması bir olmazsa olmaz gerekliliktir.

OSB’LER, FİRMALARA REKABETÇİ ENERJİ TEMİN ETMEK ZORUNDADIR

Bildiğiniz gibi organize sanayi bölgelerinin temel görevlerinden birisi, bölge firmalarına enerji başta olmak üzere çeşitli hizmetleri temin etmek ve bunları da en uygun fiyatla sağlamaktır. OSB’ler kar amacı güden kuruluşlar değildir. DOSAB, bugüne kadar elektrikte, suda ve doğalgazda, bölge sanayisine en ucuz fiyatı sağlamıştır ve sağlamaya devam etmek için projeler üretmektedir. Böylece daha fazla istihdam yaratılmış, daha çok üretim ve ihracat yapılmış, daha fazla vergi ödenmiştir. Bölgede çalışan sayısı bugün 42 bin kişiyi bulmuştur. DOSAB, tekstil ve otomotiv sektörü firmalarının yoğun olduğu, buhar ve elektrik tüketimi yüksek düzeyde olan ülkemizdeki bir kaç OSB’den birisi konumundadır. Bu sebeple, yasayla kendisine verilmiş olan kuruluş görevine uygun, ülke genel politikaları ile örtüşen buhar ve elektrik üretim santrali projesini ortaya koymuştur. Proje, temelinde bölgedeki buhar tüketiminin tamamını karşılamak üzerine bir yatırımı içermektedir. Maksimum düzeyde verim için de elektrik tüketimimizin üçte birine denk gelen elektrik üretimi planlanmıştır.

DOSAB’IN 4 YIL ÜZERİNDE ÇALIŞTIĞI PROJEDE ÇED BAŞVURUSU YAPILDI

DOSAB Buhar ve Elektrik Üretim Tesisi, çevresel etki değerlendirmesi yani ÇED başvurusunu 4 Haziran 2014 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığımıza yaptık. Böylece yatırımda yasal süreç de başlamış oldu. Burada altını bir kez daha çizmek isterim ki, bu projede onlarca mühendis, çalışan ve danışmanının 4 yılı aşan titiz bir emeği vardır. Bu süreçte çeşitli vesilelerle gerek bölge sanayicilerimize gerekse kamuoyuna, santral yatırımı ile ilgili çalışmamızın olduğu bilgisi verilmiş, genel kurullarımızda katılımcılarımızın oybirliği ile onayı alınmıştır. ÇED başvurumuzu yapmamız, proje ile ilgili tüm teknik ve diğer detayların bitirildiği anlamına gelmektedir. Dolayısıyla, bu yasal sürece girmeden önce ayrıntılı bilgi paylaşımda bulunmamız doğru değildi.

TOPLUMUN TÜM KESİMLERİNİ BİLGİLENDİRİYORUZ

Nitekim Haziran ayından itibaren, programımız doğrultusunda, kamu kurum ve kuruluşları, milletvekilleri, siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, akademik odalar, bölge muhtarlarımız ve nihayet bugün olduğu gibi basın ve kamuoyuna dönük, bilgilendirme toplantılarımız sürmektedir. Bu süreç, bundan sonra da yoğun olarak devam edecektir. Bir yandan da 5-6 ay süreceğini tahmin ettiğimiz ÇED süreci sürmektedir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 12 kamu kurum ve kuruluşundan oluşan ÇED komisyonunu belirlemiştir. Bu komisyonda yer alan kurumlar, santralle ilgili görüşlerini sunmaktadırlar. Komisyonun bu ay içinde toplanıp, projeyi ve görüşleri değerlendirmesini bekliyoruz. Dolayısıyla, henüz ÇED alınmış, iş bitmiş değildir. Her şey şeffaf bir şekilde devam etmektedir. Çevre Bakanlığımız, mevzuat gereği ÇED sürecinde halkın katılım toplantısı öngörmemiştir. Buna rağmen, bizler halkımızı bilgilendirmeyi, mahalle mahalle, site site projemizi anlatmayı sürdürüyoruz. Ne kadar doğru ve çevreci bir yatırım yapacağımızı bıkmadan usanmadan herkese anlatacağız.

PROJE DOSAB’INDIR, MİLLİ EKONOMİYE BÜYÜK KATKISI OLACAKTIR

Bu yatırım kişilerin menfaati olan bir yatırım değildir. Ülke ve bursa menfaati söz konusudur. Bu santralde hiç bir kişi ve kurumun ortaklığı yoktur, olmayacaktır. Yüzde yüz DOSAB tüzel kişiliğinin malıdır. Bizler DOSAB sanayicileri olarak, buhar ve elektrik üretim santrali projesi ile milli ekonomiye büyük katma değerler yaratacağımıza inanıyoruz. Bunu yaparken de çevreye olumsuz etkimiz olmayacak. Bunun garantisini ve taahhüdünü her ortamda veriyoruz. Çevre ile ilgili teknoloji ve yatırımlarımızın garanti ve taahhüdü, ÇED dosyamızda yazılı olarak da mevcuttur.

NEDEN SANTRALİ DOSAB İÇİNDE KURUYORUZ?

Çünkü biz, buhar öncelikli bir yatırım yapıyoruz ve bugünkü teknolojilerle buharı 5 kilometreden fazla taşımak mümkün değildir. Amacımız sadece elektrik üretmek olsa, o zaman kömür taşımaya gerek yoktur. Doğrusu, santrali kömür sahasında kurup elektriği iletim sistemi üzerinden almaktır. Ancak bizim temel amacımız elektrik değil, buhar talebini karşılamaktır…

BİZ ESKİ DEĞİL YENİ NESİL BİR ENERJİ TESİSİ YAPIYORUZ

Konuşmamın bu bölümünde, çevre ve insan sağlığı konusunda ne tür önemler alındığını, sizlerle paylaşmak istiyorum. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, kömür santralleri konusunda gerek ülkemizde gerekse dünyada geçmiş yıllar, olumsuz ve kötü örneklerle dolu. Ancak günümüzde teknoloji, kömür santrallerini de çevre dostu bir noktaya taşımıştır. Bugün Amerika’da ve Avrupa’da büyük şehirlerin içinde çevreyle uyumlu, insan sağlığına zarar vermeyen kriterlerde birçok kömür santrali çalışmaktadır. Biz de ülkemizde böyle başarılı bir örnek yaparak ilk olacağız. Özellikle ülkemizde bazı kömür santralleri, maalesef eski teknolojili, çevre önlemleri alınmamış yatırımlar oldu. Biz ise beşinci nesil bir proje ile karşınızdayız.

EN HASSAS OLDUĞUMUZ KONUİ ÇEVREDİR, BUNUN ÜZERİNDE ÇOK ÇALIŞTIK

Şimdi gelelim, çevre ve insan sağlığı konusunda, kömürün getirilmesinden, baca emisyonları ve külün bertarafına kadar işleyen süreçte ne tür önlemler aldığımıza… Kömür bizim santralimize Balıkesir yöresindeki açık ocaklardan, otoyolu kullanan kapalı kasa tırlarla gelecek. Santralin günlük ihtiyacı olan kömür, günlük 60 araçla getirilecek. Bu araçlar, otoyol üzerinden bölgemizdeki santral alanına ulaşacak. Kireçtaşı ve kül de kapalı silobaslarla taşınacak. Bunun için de 30 araç ihtiyacı var. Günlük 90 bin araç kapasitesi olan otoyolda toplamda 90 araçlık bir trafik yükü olacak. Takdir edersiniz ki, bu değerler olumsuzluk yaratmayacak kadar küçük düzeydedir. Günlük 2 bin tır ve 4 bin 500 küçük araç hareketinin olduğu DOSAB’da da sadece yüzde 2 oranında artış olacaktır. Dolayısıyla Bursa ve bölgemiz trafik yoğunluğu ve egzoz emisyonları açısından, korkulacak bir durum yoktur.

KÖMÜR NAKLİYESİ, STOKLANMASI VE BACA EMİSYONLARINDA GARANTİ VERİYORUZ

Santral alanına gelen, tırlar kömür yükünü kapalı ortamda, otomatik filtre sistemi ile donatılmış kapalı stok sahasına boşaltacaktır. Kömür, kapalı stok sahası içinden tamamen kapalı, yüzde yüz sızdırmaz olan boru konveyörlerle kazanlara taşınacaktır. Bu esnada kömür ve kireçtaşı hiç bir şekilde görünmeyecek, havayla temas etmeyecek, toz oluşması ve çevreye yayılması mümkün olmayacaktır. Akışkan yatak teknolojisi denilen ve kömürün maksimum düzeyde yanmasını sağlayan kazanlardaki yanma sonucu oluşan baca emisyonları da ülkemizdeki yasal değerlerin en az üç katı, Avrupa Birliği sınır değerlerinin de iki katı altında olacaktır.

TOZ DEĞERİ YASAL SINIRI METREKÜPTE 30 MİLİGRAMKEN, BİZ 10 MİLİGRAM TAAHHÜT EDİYORUZ

Ülkemizde metreküpte 30 miligram olan toz değeri, bizim tesisimizde 10 miligramın altındadır. Bu değer buradaki sözümüz olduğu gibi, ÇED dosyasında yazılı taahhüdümüzdür. Kömür ve kireçtaşının yanması sonucu ortaya çıkan küller, yeni nesil torba filtrelerle toplanacak, kapalı silobaslarla taşınacaktır. Baca külü çimento fabrikasına yatak külü de kömür sahasında ÇED’i alınmış kül barajlarına boşaltılacaktır. Kömür ve kireçtaşı tozu, kül ve baca emisyonları anlamında bu yeni nesil santral çevreye olumsuz etki yaratmayacaktır.

BACA 7/24 ONLİNE İZLENECEK, İLAVE OLARAK ULUSLAR ARASI DENETİME HAZIRIZ

Santral bacası Çevre Bakanlığı tarafından 7 gün 24 saat online izlenecektir. Burada ilave olarak bir öneride daha bulunmak istiyorum: bu konuda endişe duyan kim varsa, gelin birlikte olalım ve online izleme yanında bir önlem daha alalım; Tesis çalışma sürecinde, çevre değerleri açısından uluslararası denetim kuruluşlarından birine “sürekli” denetim yaptıralım, bunu bursa adına denetleyelim ve sonuçları internet ortamında kamuoyuna açıklayalım. Biz buna hazırız ve görüşmelerimize de başladık. Çünkü biz projemize güveniyoruz.

ÇEVRE KONUSUNDA ÖDÜLLÜ BİR OSB’YİZ. BU PROJE, AVRUPA’DAN DA ÇEVRE ÖDÜLÜNE ADAYDIR

Öncelikle halkımızın sağlığına, daha sonra bu tesisin dibinde yaşayan bizlerin sağlığına etki edecek bir yatırım içinde asla olmayız, olamayız. Çevre konusunda Çevre Bakanlığı ve OSBÜK’ten, Türkiye Sağlıklı Kentler Birliğinden En Çevreci OSB kategorisinde üç ödül almış bir bölge olarak, santral çalışmalarımızda da en başta çevre ve verimlilik konusu üzerinde titizlikle çalıştık. Üç çevre ödülümüzün yanısıra, 2007 yılında devreye aldığımız çağdaş atık su arıtma tesisimizde kullandığımız elektriğe devletimiz yüzde 50 teşvik vererek bizi ödüllendiriyor. Bursa’da ıslah statüsünde olanlarla birlikte 22 sanayi bölgesi var. Geçen yıl Deri İhtisas OSB ile birlikte bu ödülü hak eden tek bölge DOSAB’dır. Biz, çevre yatırımlarımızı yapıp tesislerimizi gereği gibi çalıştırarak çevre değerlerini sağladığımız için bu teşviki alabiliyoruz. Buhar ve elektrik üretim santralimizle ilgili şimdiden kendimize hedef koyduk, biz bu tesisle Avrupa’da çevre konusunda ne ödül varsa aday olacak ve bunu da alacağız.

TESİSTE YER ALTI SUYU DEĞİL, GERİ KAZANIM SUYU KULLANACAĞIZ

Biz DOSAB’lı sanayiciler olarak, derelerimizi ve suyumuzu kirletmiyoruz. Santralin ihtiyacı olan günlük 10 bin ton su konusunda da yer altı sularımızı kullanmayacağız. Atık su arıtma tesisimizin deşarjına kuracağımız tesis ile ilk etapta günlük 15 bin ton suyu geri kazanacağız. Bu geri kazanım, santralin ihtiyacından 5 bin metreküp daha fazladır. Suda uzun vadeli hedefimiz, daha fazla geri kazanımdır. Bununla ilgili depolar ve dağıtım şebekesi alt yapımızı kurduk. Son olarak geri kazanım ünitelerini içeren yatırımımızın tamamlanması da santralden bir yıl önce olacak.

BU PROJE, ÇEVRE İÇİN MEVCUT DURUMDAN DAHA İYİ SONUÇLARA ULAŞMAMIZI SAĞLAYACAKTIR

Bizler, Bursa’yı ve ülkemizi seviyoruz. Çevre yatırımlarımızı geleceğimize yapılan en büyük yatırım olarak görüyoruz. Bu doğrultuda da her türlü maliyete katlandık, katlanmaya devam edeceğiz. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. DOSAB, Türkiye’nin en çevreci organize sanayi bölgelerinin başındadır ve bu unvanını korumaya devam edecektir. Bu noktada şu hususları da belirtmek istiyorum;

Bu santralin Bursa’nın havasına, suyuna ve tarımına olumsuz bir etkisi olmayacaktır. Santralin yanında tarım devam edecektir. Bölgemizde hali hazırda 100’e yakın firma, ihtiyacı olan buharı, büyük bir kısmı doğalgaz bir kısmı da kömür kaynaklı olmak üzere kendi fabrikalarındaki kazanlarda üretmektedir. Bursa’da da sadece kömür yakarak buhar elde eden, çevre yatırımları ve denetimleri konusunda endişe duyduğumuz tesisler mevcuttur.

Bölge sanayicimiz de doğalgazdaki yüksek maliyetler nedeniyle uzun süredir, kendi kömür tesislerini kurup buhar elde etmek için yatırım yapma taleplerini bölge müdürlüğümüze iletmektedir. Ancak biz buna izin vermeyip, konuyu tek elden son teknoloji donanımlı ve çevre önlemleri alınmış bir yatırımla çözeceğimizi ifade ettik.İşte bugün o noktadayız.

Bu projemiz aslında bölgemizde 100’e yakın kazan bacasını kapatacak, emisyon ve diğer çevre konularında daha iyi bir noktaya ulaşmamızı sağlayacaktır. Bizim iddiamız odur ki, bu projemizin çevresel etkileri, mevcut durumdan daha iyi sonuçlarla karşılaşmamızı sağlayacaktır. Yani biz çevreyi kirleten değil, aslında temizleyen bir proje ortaya koyduğumuza inanıyoruz. Santralimizin idari binası üstüne bir kafeterya yaparak, burada konuklarımızı ağırlayıp, tesisimizin çevreci yönünü göstereceğiz.

KAMUOYU DUYARLILIĞINI BİLİYOR, BİLİNÇLİ YAKLAŞIMLARA DEĞER VERİYORUZ

Elbette, kamuoyu ve kamu adına görev yapan sizler bu projemize duyarlı olmakta haklısınız… Bursa’da yaşayan insanlar olarak, çevreye duyarlı yaklaşımlara, bilinçli eleştiri ve önerilere katılıyoruz ve destekliyoruz. Bize çevre konusunda öneri getirenler olduğunda, bunları dikkate alıyoruz. Teknik olarak biz bu önlemleri alma taahhüdünü ÇED dosyamızda veriyoruz. Konuyu teknik boyutta herkesle tartışmaya hazırız. Biz tüm önlemleri aldık, ancak çevre ve insan sağlığı için öneri gelirse, yapmamız gereken yatırım varsa onları yapmaya da hazırız. Çünkü, bizler ve fabrikalarımızda çalışan 42 bin kişi, tüm Bursa aynı havayı soluyor, aynı suyu içiyoruz, çocuklarımız burada doğup büyüyor.

BURSA KAMUOYUNA SESLENİYORUM; BİZİ ELEŞTİRENLERİN İCRAATLARINA BİR BAKIN

Ancak, biz çevre ve insan sağlığı konusunda bu kadar duyarlı davranıp, yatırım yaparken, ortaya koyduğumuz santral projemizde de gördüğünüz gibi tüm önlemleri almışken, bu projemiz ‘ölüm santrali’ manşetlerini hak etmiyor. Eğer ölüm santrali görmek isteyenler varsa, önce bunu söyleyenlerin icraatlarına bir bakılmalı. Hangi santral ölüm santrali?

DOSAB’ın yeni nesil bu projesi mi, yoksa Bursa’daki eski nesil, çevre önlemleri alınmamış, daha az maliyet olsun diye göstermelik işler yapılmış örnekler mi? Biz ülkemizi seviyoruz, insanımızı seviyoruz… Yerli kaynaklarımızı kullanalım, refahımızı arttıralım istiyoruz. Daha fazla kazanmak için insan sağlığını ve çevreyi görmezden gelmiyoruz. Bunun için, dünyanın en gelişmiş sistemlerini kuruyoruz. Bu konuda tüm Bursa’nın son derece rahat olmasını özellikle belirtmek istiyorum. Ancak halkımız bizi ağır şekilde eleştirenlerin ne yaptığını da lütfen görsün ve araştırsın…

OLUMLU ÖRNEK OLACAK BİR PROJE İÇİN ÇALIŞIYORUZ

Bugüne kadar ülke genelinde örnek işlere imza atmış bir organize sanayi bölgesi olarak, yine her yönüyle olumlu örnek olacak bir yatırımı, birlik ve beraberlik içinde yapacağız. Göreceksiniz gelecekte ne kadar doğru bir iş yaptığımıza hep birlikte şahit olacağız. Bu duygu ve düşüncelerle, çalışmalarımızın Bursa’mıza, ülkemize hayırlar getirmesini diliyor, katılımınızdan dolayı tekrar teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum.