Anasayfa
English
ENVİYS Giriş
 
İpekiş Mensucat
Firmalar / Firma Haberleri
Eklendiği Tarih: 1 Ocak 2012 | Görüntülenme Sayısı: 4193
  

ATATÜRK'ÜN KURDUĞU İPEKİŞ 2012'DE DOSAB'A GELİYOR

1 Ekim 1925 tarihinde Atatürk tarafından kurulan Türkiye’nin ilk ipek ve yünlü kumaş fabrikası İpekiş, 2012’de Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’ndeki (DOSAB) modern fabrikasına taşınacak. 1991’de İpekiş’i alan Tarman Group, makineler hariç 20 milyon dolarlık DOSAB yatırımıyla 20 bin metrekarelik alanda firmayı dünya liginin önemli bir oyuncusu haline getirmeyi hedefliyor.

Bursa Stadyum Caddesi’nde 30 bin metrekarelik alanda kurulu İpekiş Fabrikası, Türkiye Cumhuriyeti’nin sanayiye öncülük eden ilk fabrikalarından. Bursa ve çevresinde ipekböcekçiliği tarımını desteklemek ve bunun sınaî olarak işlenmesi amacıyla Atatürk tarafından kurulan İpekiş, 1991 yılında Tarman Group bünyesine katıldı. Tarman Ailesi, tarihi fabrikaya 45 milyon doların üzerinde yatırım yaptı. Kalın üst giyim, paltoluk, montluk ve bayan kadın fantezi kumaş ağırlıklı olan üretimini, 2005 yılından itibaren yine kadın ve erkek için ancak bu kez takım elbiselik ve bir bakıma şehirli ve iş yaşamına uygun kumaşlar üzerine oturttu. İpekiş, bugün dünya yünlü kumaş üretiminin önemli oyuncularından birisi.

İpekiş, bu yıl DOSAB’da başladığı yeni fabrika inşaatını tamamlayıp 87 yıldır sürdürdüğü üretimini 2012 ortalarında yeni fabrikasına taşımaya hazırlanıyor. Bu süreci, İpekiş’in dünden bugüne gelişimini ve gelecek hedeflerini Genel Müdür Aşkın Kandil, Perspektif Dergisi’ne anlattı.

Perspektif: 87. yılına giren İpekiş’te Tarman Group bünyesine girdikten sonra neler değişti?

Aşkın Kandil: Bugün yünlü kumaş fabrikası olarak faaliyetimizi sürdürüyoruz. 1991 yılında Tarman Ailesi tarafından İş Bankası’ndan alındıktan sonra tüm makine parkı, fabrikanın alt ve üst yapıları baştan aşağıya yenilendi. İnsan sağlığına yatırım yapıldı; baca gazı ve atık suların arıtılması yatırımlarıyla, mevcut fabrikadaki teknoloji baştan aşağıya yenilendi. Son 20 yılda 45 milyon doların üzerinde bir yatırım gerçekleştirildi.Köklü ve yenilikçi olmayı aynı potada başarıyla eriten İpekiş 87. yılına girerken aynı zamanda son derece güncel ürünlere imza atan bir marka. Bugün dünya moda ve trendlerine uygun kaliteli kumaşları üreten bir şirket olduğumuzu rahatlıkla ifade edebiliriz. 3 yıl önce İtalya’nın Biella şehrinde -ki dünya yünlü kumaş üretiminin kalbi olarak bilinir- bir pazarlama, araştırma ve satış şirketi olarak IPEKIS ITALIA SPA’YI kurduk. İpekiş Italia’yı kurarken tam bir İtalyan olarak algılanması bizim için önemliydi. Bu nedenle İpekiş Italia pazarlama-satış ofisi olmanın yanı sıra vergi mükellefi, bağımsız anonim bir şirket. Kumaş üretiminde dünyanın önde gelen merkezlerinden birinde İpekiş olarak pazarlama-satış şirketi açmak tam anlamıyla tereciye tere satmaktı. Tarman Group İpekiş’te, son 20 yılda 45 milyon doların üzerinde bir yatırım gerçekleştirdi.

P.: Hedefinize ulaşabildiniz mi?

A.K.: Evet ulaştık, tereciye tere satmayı başardık. Bu da müşteriye özel tasarım, butik üretim ve hızlı servis odaklı iş modelimiz ve ürünlerimizin kalitesiyle fark yaratabildiğimizi gösteriyor. Bugün İpekiş kumaşları, başta Versace, Armani, Christian Dior gibi dünya devi moda markaları tarafından kullanılıyor. İtalya’dan gerçekleştirdiğimiz ticaretimiz her geçen gün katlanarak büyüyor. Sadece satış pazarlama ile kalmıyor, araştırma kelimesinin de içini dolduruyoruz. İpekiş Italia’nın başında, bize bağlı çalışan İtalyan arkadaşımız ve ekibi trendleri günü gününe takip ediyor. Yılda ilkbahar-yaz ve sonbahar-kış olmak üzere iki ana koleksiyon ile dünyanın en prestijli, kumaş fuarlarının şampiyonlar ligi olarak bilinen Premiere Vision fuarlarına katılıyoruz.

P.: Bugün dünya ligi oyuncusuyuz diyebiliyor musunuz?

A.K.: Bu unvanı yünlü takım elbiselik kumaş üreticileri arasında, gerek Türkiye’de gerekse dünyada birçok firmadan önce İpekiş’in hak ettiğini düşünüyoruz. İpekiş, 2025 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk 100 yıllık sınaî markası olacak.

P: İpekiş bugün tamamen yünlü kumaş mı üretiyor?

A.K.: Üretimimizin hemen hemen tamamını yüzde 100 yün takım elbiselik ürünler oluşturuyor.

P.: Sektörde bu özellikte bir yapı yok mu?

A.K.: Butik ve yüzde 100 yün kumaş üretimi anlamında yok. Türkiye’de yünlü sektörünün temsilcisi olarak bizim dışımızda üç firma kaldı maalesef.

P.: Neden maalesef?

A.K. Örneğin Merinos, zamanında reel sektöre dahil edilemediği için dünya çapındaki tesislerden birisi olarak sanayideki yerini koruyamadı. Benim de iş hayatımın başlangıcı Merinos’tur ve orası benim için ikinci üniversitedir. İş Bankası’nın sahibi olması İpekiş’in reel sektöre satışı anlamında bir şansıydı.

P.: Yünlüde rekabet daha mı zordur?

A.K.: Özellikle takım elbiselik kumaşta zor, çünkü ana hammaddesinin menşei Avustralya Merinos koyununun yünüdür. Avustralya merinos yünü kullanıp daha üstün nitelikli kumaşlar ürettiğinizde de rakibiniz ya “Made in Italy” etiketli tanınmış bir İtalyan markası ya da maliyet avantajını kullanan Çinli ve Hintli üreticiler olur.

P.: Dolayısıyla siz bugün hammadde tedarikinde tamamen dışa bağımlısınız?

A.K.: Maalesef öyle. Yüzde 100 dışa bağımlıyız. Avustralya merinos yününden üretilmiş iplik ihtiyacımızı Avrupa'dan ithal ederek karşılıyoruz. Bu konuda da Cumhuriyetin ilk yıllarında Mustafa Kemal Atatürk, İpekiş ve Merinos’u tasarlamakla kalmamış, aynı zamanda kendi talimatıyla Balıkesir’de bu yöredeki Merinos koyunlarından standartlara uygun yün elde etmek üzere ıslah çalışmaları yapmak ve Türkiye yünlü sanayinin yün hammadde ihtiyacını karşılamak üzere Yapağı ve Tiftik A.Ş. adı altında bir şirket daha kurulmuş. Ancak bu şirket ne yazık ki, bugünlere ulaşamadı. Henüz iplik üretmiyoruz ancak yatırımını önümüzdeki yıllarda DOSAB fabrikamızda gerçekleştirmek üzere yaklaşık dört bin metrekare alan ayırdığımız iplik tesisi projemiz hazır. Seri üretim yerine butik üretimi tercih eden İpekiş olarak yeni tesisimiz ile rakiplerimizin karşısına daha güçlü çıkacağız.

P.: Seri üretimden kastınız, büyük hacimli üretim mi?

A.K.: Evet. Desen, varyant bazında minimum 1.000 veya 500 metre. Biz yüzde yüz yün olmak üzere minimum 100, hatta 50 metre üretiyoruz. Türkiye’de bizim dışımızda yünlü üreticilerin hemen hepsi üretimlerinin büyük bölümüne polyester karıştırıyor ve tüketim odaklı kumaşlar üretiyor.

P.: Uzakdoğu ile rekabetten kaçarken, İtalyanlarla rekabete girdiniz?

A.K.: Seri üretim yapıyorsanız mutlaka bir Çinli, Hintli veya geniş anlamıyla Uzakdoğulu bir rakibiniz olacaktır. Onlar da fiyatlarını kendi düşük maliyetleri üzerinden belirledikleri için hiç kazanamayacağınız bir savaşa girmiş olursunuz. Biz böyle bir savaşa girmek yerine İtalyanlarla fiyattan çok niteliğin önemli olduğu bir rekabete girmeyi tercih ettik.Yaptığımız işe bir bütün olarak baktığımızda tam anlamıyla bir İtalyan işi çıkıyor ortaya. Reorganizasyon ve tüm ürün gamını değiştirerek başlattığımız yeniden yapılanma döneminde Çin’e, Hindistan’a ve İtalya’ya gittik. Fabrika ziyaretleri gerçekleştirdik ve görüş alışverişi yaptık. Bilgilerimizi güncelledik ve gördük ki, varyant bazında Uzakdoğu’da çok büyük kapasite ve maliyet avantajlarıyla beraber binlerce metre üretim yapılırken, İtalya’daki yünlü fabrikaları butik üretimleriyle katma değeri yüksek, başka bir iş yapıyorlar. Bizim düşündüğümüz iş onların yaptığı işti. Biz de 2005 yılından itibaren iş modelimizi müşteriye özel tasarımlar, butik üretim ve hızlı servis üzerine kurduk. Benimsediğimiz ve uyguladığımız iş modeliyle Türkiye’de rakibimiz yok. Rakiplerimiz İtalya’da. Özellikle İtalya pazarına girmek için başlangıçta fiyat avantajımızı kullandık. Önemli markalarla örneğin Versace ile önemli bir algı yarattık. Kendileri bir önceki yıl kış erkek takım elbise koleksiyonda 100 parçadan 60 parçanın İpekiş kumaşından oluştuğunu ifade ettiler. İtalyanları rakip almakla doğru yaptığımızı bugün rahatlıkla söyleyebiliyorum.

P.: İtalyanlarla rekabette artılar-eksiler neler?

A.K.: Enerji girdilerinde İtalya’dan daha avantajlı olduğumuzu söyleyemeyiz. İşçilikte biraz (ama gitgide arası kapanan) avantaj var. Onların ‘Made in Italy’ avantajı var. Ülke markasının kesinlikle sizi destekliyor olması lazım. Avrupalı alıcılardan iyi haberler alıyoruz. Made in Turkey de giderek daha çok tercih ediliyor. Avrupalı müşterilerin önemli bir bölümü kumaşı bizden satın almakla kalmayıp hazır giyim üreticisiyle anlaşarak dikimini de Türkiye’de yaptırıyorlar. Türk yünlü kumaş markaları, yıldızı parlayan ve yükselen değer oldu. Biz daha iyisini yapmak için yola çıktık ve yapıyoruz. Müşterilerimiz de bunun farkında. İtalyan kumaşından daha hesaplıyız, ucuz değil. Çünkü onlar markalarının değerini abartarak ekliyorlar. Biz başarı istikrardır diyoruz ve daha makul kazançlarla önce söz sahibi olmak istiyoruz.

P.: 2005’ten bu yana alınan yoldan çok memnun gözüküyorsunuz ve geleceğe dönük iyimsersiniz...

A.K.: Evet iyimseriz. Hedefimiz 2025’te yünlü kumaş üretiminde bir dünya markası olmak. Müşteriye özel tasarımlar, butik üretim ve hızlı servis bizim iş modelimizin vazgeçilmez bileşenleridir. Bütün iş ve yatırım planlarımızı bu model üzerine yapıyoruz.

P.: İpekiş, 2012 ortasından sonra tüm üretimini DOSAB’daki yeni binasında mı yapacak?

A.K.: 2012 yılı ortasından sonra İpekiş tüm üretimini DOSAB’taki yeni fabrikasında gerçekleştiriyor olacak. Bursa’daki Stadyum Caddesinden DOSAB’a geçerken üretime hiç ara vermeyeceğiz. Eşzamanlı bir taşıma gerçekleştireceğiz. Bu eş zamanlı taşımanın önemli sebebi müşterilerimiz. Müşterilerimize ‘Pardon üretime bir süre ara verdik’ demeyeceğiz. Verilen terminleri ötelemeyeceğiz.

P.: Bunu nasıl sağlayacaksınız?

A.K.: Henüz makineler taşınmaya başlamadan önce trafo, buhar kazanı ve tesisatlarıyla bilgi teknolojileri alt yapısı itibariyle mevcut tesise göre yeni teknolojiye sahip ve kapasitesi yüksek bir benzerini sadece makine bağlantıları yapılacak şekilde hazır hale getiriyoruz. Taşınma öncesinde bu tesis yaşıyor olacak. Bu da bizim üretime vermeden taşınmamızı sağlayacak. Bunun için ayrıca bir bedel ödememiz gerekiyordu, müşterilerimiz için bu bedeli ödüyoruz.

P.: Mevcut üretim yerinizle yeni bina arasında alan olarak bir fark olacak mı?

A.K.: Yeni yerimiz de yaklaşık 20 bin 500 metrekarelik kapalı alanımız var. Bunun 16 bin 500 metrekaresi fabrika alanı, 4 bin metrekaresi de yönetim binasından oluşuyor. Kompakt bir tesis. Şu anda Stadyum Caddesi’nde de 30 bin metrekarelik alanda ergonomik zorlukları olan benzer kapalı alana sahibiz.

P.: DOSAB’a taşınma kararı nasıl gelişti?

A.K.: Biz fabrika alanını 2007 yılında satın aldık. İçinde 9 bin metrekarelik boş bir fabrika binası vardı. Fabrika binasının yetersiz olduğunu bilerek satın aldık. Aslında 4 yıl beklemek yoktu planımızda. İş modelimizi mevcut fabrikamızda olgunlaştırmak istedik. Fabrika inşaatı ve taşınma yerine işimizi geliştirmeye, modelimizi güçlendirmeye odaklandık. 2011 başında da doğru zaman olduğuna karar verdik.

P.: İpekiş DOSAB’da ne kadar tutarında bir yatırım yapıyor?

A.K.: Yeni fabrika binamız için kullanacağımız makineler hariç yaklaşık 20 milyon dolar yatırım yaptık.

P.: Peki İpekiş, 1925’ten bu yana olduğu yerinden DOSAB’a giderken bu tarihi alanda ne olacak?

A.K.: Buna tüm içtenliğimle net ve kısa bir cevap verebilirim. Bizim DOSAB’a taşınma sebebimiz tamamen endüstriyel sebeplerdir. Bizim taşınma sonrası Stadyum Caddesi’ndeki boş fabrika binaları ve 30.000 metrekare arsamızla alakalı bir planımız yok. Yönetimsel fonksiyonlar, hammadde, makine, insan ilişkisi olarak baktığımızda ergonomik ihtiyaçlarımız var. Dokuma üretimimizi klimatik bir salonda sürdürmek istiyoruz. Şimdiki fabrikamızdaki alt yapı buna uygun değil. Devam eden yatırımlarımız için yer ihtiyacımız var. Şu anda sorumluluğumuz ve inancımız gereği insana ve çevreye zarar vermemek için maliyeti yüksek bir iş yapıyoruz. Arıtma, doğalgaz, elektrik ve su girdilerinde maliyet avantajı var. Her şeyden önce üretim için en doğru adresin organize sanayi bölgeleri olduğunu biliyoruz. Şehir merkezinde tek bir fabrika olarak sinerji eksiğimiz var. DOSAB'daki sanayici ve meslektaşlarımız ile aynı havayı solumak istiyoruz.

P.: İpekiş’in yeri ve anlamı önemli. Bursa’da bu konuda bir gündem oluşur, tartışılır mutlaka…

A.K.: İpekiş’le alakalı, bizim içinde olmadığımız ve hiçbir beyanımızın yer almadığı bir çok spekülasyon var. Biz bunların hiçbiriyle ilgilenmiyoruz. Bizim, sözünü ettiğim endüstriyel sebeplerle yer değiştirmemiz gerekiyor. Taşındıktan sonra mevcut fabrikanın olduğu yerde şunu yapalım gibi bir planımız yok. Güzel bir dönüşümü zamanı gelip şartlar olgunlaşınca hem Tarman Ailesi, hem Bursa kamuoyu, hem yerel yönetimler tartışır. Bizim gündemimizde sadece üretimimize çağa uygun yer ve şartlarda, organize bir şekilde kesintisiz devam etmek üzere DOSAB yatırımımızı sonuçlandırmak var.

P.: Son global krizden sonra büyümeniz nasıl gelişti?

A.K.: Bu yıl ciro olarak dolar bazında yüzde 12 büyürüz. 34 milyon lira ciroyla yılı kapatırız. Bu yılın ikinci yarısında ilave dokuma yatırımımızla yüzde 30’luk bir artış sağladık. Yine önümüzdeki yıl ortasında yeni fabrikamızda bir yüzde 30’luk üretim artışı sağlayacak ek dokuma yatırımı konuşuyoruz. 2012’de yüzde 12 büyüme öngörüyoruz. Yatırımlarımızı üretim artışı amacının ötesinde esneklik ve müşterilerimize hızlı servis verme kabiliyetimizi güçlendirmek için yapıyoruz. Butik üretim ve hızlı servis yapımıza zarar verecek, katlayarak büyümeyi doğru bulmuyoruz. Dolayısıyla yapılan yatırımlar da kalite ve nitelik arttırıcı, butik üretimi güçlendirici… Örneğin 100 kg boyayan iplik boyama makinesinin yanına 5 kg modelini kurmak gibi. Bunların sayesinde aslında İtalyan rakiplerimizin önüne geçiyoruz.

P.: İstihdamda da yeni yatırımla birlikte artış olacak mı?

A.K.: İstanbul Nişantaşı’nda satış pazarlama ofisimiz de dahil olmak üzere 250 çalışanla bu yılı kapatmış olacağız. Bu yıl geçen yıla göre istihdamda yüzde 20’lik bir artış sağlamış olduk. 2012 yılında da yeni fabrikamızla birlikte istihdamımız da artacak. Ama bu artış üretimdeki gibi yüzde 30 gibi bir oranda olmayacak. Biz istihdam artışının yanı sıra çalışanlarımızın buradan emekli olmasını önemsiyor ve teşvik ediyoruz. Tabii ki artan maliyetlerimize karşılık ticari olmayan kumaş yüzdesini yüzde 1’lere çekerek, üretimdeki fireleri minimize ederek, tecrübeli insan kaynağı, uygun ve değerli hammaddeyi, tecrübeyi sadık çalışanlarla bir araya getirip üretimde tasarruf sağlıyoruz.

P.: İhracatınız nasıl gelişiyor?

A.K.: İpekiş olarak üretimimizin yüzde 40’ını doğrudan ihraç ediyoruz. Bunun yanı sıra İstanbul’da Laleli, Osmanbey ve Merter üçgeninde çok değerli güçlü, her biri ağırlıklı erkek takım elbise ihracatçısı müşterilerimiz var. Bu grubu da dolaylı ihracatımız olarak değerlendirirsek, üretimimizin yüzde 80’inin yurt dışında tüketildiğini söyleyebiliriz.Özellikle son 2 yılda yaptığımız araştırma geliştirme, ürün geliştirme çalışmaları sayesinde kumaşın 7 harikası adını verdiğimiz yenilikçi 7 akıllı kumaş ürettik ve pazara sunduk. Bununla öncü kimliğimizi bir defa daha altını çizdik. Her biri yünlü takım elbiselik kumaşta ilk defa İpekiş’in uyguladığı inovatif çalışmalardır. Bunlar hayatımızı kolaylaştıran, yaşam kalitemizi artıran özelliğe sahip, her biri birbirinden farklı fonksiyonları olan akıllı kumaşlar.

SİTE İÇİ ARAMA

Site haritası için tıklayınız  

FİRMA ARAMA

Tüm firmalar için tıklayınız

KURUMSAL

TÜKETİM/FİYATLAR

HİZMETLERİMİZ

BİZE ULAŞIN

 
 
yonetim@dosab.org.tr